Kripton'dan gelen yiğit

Kutsi Akıllı          


Açılımı, Dedective Comics veya halk arasındaki yaygın deyimiyle Dollar Comics olan DC'nin bu en önemli kahramanı kendisine Amerikan ilkelerini şiar edinmiştir. Green Card'ı kapabilmek için yapmadığı soytarılığı bırakmayan bu yiğit, üzerine Amerikan bayrağının renklerinden bir kostüm geçirerek, en has Amerikalı olduğu iddiasını, kılık kıyafetiyle de onaylamaya çalışmıştır. Amerikan mülteci programına dahil olmak için gerekli vasıflara sahip olduğu halde, bu kadar alçak gönüllü davranmasına, herhalde gezegensizliğin verdiği bir burukluk sebep olmuş olsa gerek. Bir de, Amerikan bayrağında çok fazla yıldız var ya, uzaydan gelmiş biri olarak, bilinçaltı bundan da etkilenmiş olabilir.

Oysa Türkiye'ye gelse, onu biz de vatandaşlığa alabilirdik. Gerçi 7 düvel ülke bize vize koymuş durumda ama Superman'sın sen, takar mısın o vizeleri? Ne olur bize gelseydi de, "bizim de bir süper kahramanımız var, hem de en alasından" diye kasım kasım kasılsaydık. Hani şu süper kahraman dediğin parayla alınsa, alacağız. Dünyanın en büyük ekonomilerinden birine sahibiz. Hele zaten bir de bu İstanbul depremi söz konusu. Dalverirdi İstanbul'un altına, kayacak yerlere takoz makoz koyar, depremi durdurur, parasını bir ayda amorti ederdi ama nerdeeee?

Gelelim sevgili Superman'ımızın ahlaki durumuna. Allah için hiç bir macerasında (hatta son yıllarda bir macerasında bara düşecek kadar zavallılaşmış bir hali bile çizilmiştir ama) teşhircilik, sarkıntılık, serserilik v.b. yapmamıştır. Fakaaaaaaaaat.....

Kuzey kutbundaki gizli karargahında saklanan, ufaltılmış, hiç bir katkı maddesi ve koruyucu kullanılmadan cam şişede konservelenmiş Kripton kenti "Kandor" vardır ki, sadece kavanozda saklanması bile başlı başına bir etik problemdir. O hep kavanoza girer ama, kavanozdakilere bir kere bile sormaz " Yahu siz de dışarda yaşamak ister misiniz? Sizi şöyle makul bir gezegene park edip, şehri büyütmenin bir formülünü bulayım mı?" diye.

Sonra bizim Super'in çok kötü bir huyu vardır. Yanlızca Metropolis'le ilgilenir. Dünyanın başka köşeleri onu pek ilgilendirmez. Kesinlikle dünyayı tehdit edecek ya da direkt olarak Amerika'nın bir bölgesine zarar verecek olanlar dışında tabi. Uzaydan gelmiş ve bütün insanlığa yetecek güçleri olan bir insan için ne kadar geniş bir düşünce yapısı, değil mi? Üstelik, sen Metropolis'te takıldığın sürece, seninle kapışmaya gelen bütün düşmanlar, o şehri tehlikeye atacaktır. Bu kadar da kör gözün parmağı olmaz. Herkes senin gibi "Man of Steel" değil ki? Git kendine Ay'da "super" bir konut inşa et. Yok, illa o şehirde olduğun bilinecek. Ondan sonra "Kötü süper" bir tokat attı mı, sen yetişene kadar dağılıp gitti bina, sinek gibi ölüp gidiverdi zavallıcıklar. Bunun vebalini nasıl ödeyeceksin?

Sevgili "Super"imiz, ona kucak açan Amerikalılarla ödeşmenin de bir yolunu bulmuş. Eğer Amerikalılar bir yere gitmişse ve orada dara düşmüşlerse "Orası, oranın kahramanın yeridir, benim karışmam doğru olmaz" gibi temel düsturları bırakıp, hemen yanlarına koşar. Örneğin dünyevi karışıklıklara elinden geldiğince karışmayan (ne de olsa tüm dünyaya satılıyor. En orta yoldan gitmek lazım) sevgili Superman'ımız 1969 May 216 no'lu sayısında "The Soldier of Steel" olarak görev yapmış ve Vietnam'da, Amerikan askerlerinin yanında savaşmıştır. Her ne kadar araya bir değişim geçirmiş girmiş olsa da, Superman güçlerini savaşı durdurmak için değil, haklı olan Amerikalıların (haklı oldukları için mi Amerikalı yoksa Amerikalı oldukları için mi haklılar, bunu bir türlü anlayabilmiş değilim) savaşı kazanmalarına yardım için kullanmıştır. Ona rağmen Vietnam'da savaşı kaybettiler ya, helal olsun Amerikalılara.

Superman'ın Pentagon Fedailiği'nin vardığı son noktayı ise Frank Miller, The Dark Knight Returns serisinde (Batman) hayata getirmiş, Superman bu macerada Amerikan neferi olarak Ruslarla savaşa girişmiştir.

Amerikan ailesi, bayrak ve din konularında son derece saygılı bir tavır gösteren "Supi", çok ender de olsa, bazı editörler yüzünden ipin ucunu kaçırmıştır. Mesela, yine DC tarafından yayınlanan Action Comics'in April 387 no'lu sayısında, Superman'a tanrıcılık oynama şansı verilmiştir. Oldukça karışık konusu olan hikayede Superman, zaman bariyerini aşmak (sahi, bir de zamanda yolculuk edebiliyordu) için zaman küresine girer, çünkü birisine 24 saat boyunca kendi güçleriyle zaman bariyerini geçmeyeceğine söz vermiştir(niyeyse). Belirlediği zamana gittiğinde yaşlanmış olduğunu görür ve cihazın bozuk olduğunu anlar. Geri dönmesine imkan kalmamıştır.
Bu arada dünyada hayat sona ermiştir. O da, son iş olarak, dünyayı yeniden yaratmaya karar verir. Gezegenin çekirdeğini canlandırıp, atmosfer oluşturur ve diğer dünyalardan, dünyada yaşamış olanlara en yakın yaratıkları getirir (insan dahil). Sonrası doğaya kalmıştır. (Bizde aptal gibi niye yok oldu bu dinozorlar diye düşünüyoruz. Bir önceki Superman bir hata yapmış işte. Hepsi o. ) Bu arada hayli karışık olan macerada, bir reenkarnatif doku da vardır. Maceranın bir yerinde Kripton'daki ailesinin yanından (burada konuşacak kadar büyük bir çocuktur ve babasına Kripto'yu ile oynamak istediğini söyler. Bi yerde haklı tabi, ne de olsa March 163 1970 Superboy sayısında Krypto "Reform School Rebel" adlı macerada onun resmi yardımcılığını yapıyordu) Smallville'deki gençliğine, oradan Daily Planet'e ilk girişine kadar bir sürü noktada yeniden bulunur. Reenkarnasyon ve dünyayı yeniden yaratma gibi dinsel açıdan ciddi problem yaratıp, Superman'ın geleneksel Amerikan yapısındaki okuyucularını kaçırmamak için, hikayede oldukça dolambaçlı bir yola gidilmiştir. Her ne kadar Amerikan ilkelerine sahip ve değişmez bir kahramansa da, özellikle 68'lerde, birbirine zıt düşünceli editörlerin etkisiyle, Superman olgusu için istisna maceralar yaşamıştır Superman.

Devam edecek....

1 - 2 - 3 - 4